ESKİLERİ ATIIIIIIIIIIN!!!…

                                                                             Görsel Alıntıdır.

Arkadaşlarımızın hayatımızdaki konumlarını birer kitap ve kitaplık ilişkisine benzetirim ben.  Her biri, iç dünyamızın alabildiğine uzanan dev duvarlarının raflarında,  ilgi alanlarımız, beğenilerimiz ve önceliklerimize göre sıralanmışlardır adeta.

Bazıları kişisel gelişim kitapları gibidir. Değerlidir, değer katarlar. Bir nevi ücretsiz psikologlar olup danışmanlık ederler. En kolay ulaşılan gözlere yerleştirirz onları. Aydınlık verirler.  “Elimizden tutup yürümeyi” öğretirler. Kötü gün kahramanlarıdırlar…

Bazıları tarih kitapları gibidir. Yaşanmışlıkları, hatıraları ve tecrübeleri çoktur. Kalın ve dayanıklı ciltlere sahiplerdir.  Okumaktan sıkılmaz, öykündüğünüz anılarını, tecrübelerini dinlerken zamanın su gibi geçtiğini farketmezsiniz…Deneyimlerini size aktarıp öngörü ufkunuzu açarken, yapabileceğiniz hataları engellemenize yardımcı olur. Yine bunlar da çok değerlidirler…

Bazıları mizah dergileri gibidir. Neden niçin diye sormadan sadece gülmek ve mutlu olmak üzere hayatımızın birer parçası olmuşlardır. Mutsuz ve depresif anlarınızın ilaçları gibidirler. Sorgulamaktan sıkıldığınız anların kaçış noktalarıdırlar. Gülümseme bırakırlar. Özeldirler…

Ve bazıları da içerisinde çok şey varmış gibi duran o kalın ve bir o kadar da boş magazin dergileri gibidir. Bir merakla çevirdiğiniz reklam zengini o boş sayfaların  hayatınıza kattığı anlamlar kadardırlar. Nitekim bir gün farkında olmadan birikmiş olan bu kuru kalabalıkları kapının önüne koyuverir raflarınızda yer açarsınız…

****

Tam da bunu yapıyorum bugünlerde…

Kitaplığımı yeniden düzenlerken, o boş magazin dergilerini, “yazılmış olmak için yazılan”  gereksiz kitapları teker teke çöpe atıyorum…

Hayatıma yıllar sonrasında tekrar Facebook ile girmiş ama bir merhaba bile dememiş, yazılan mesajlara bir yanıt vermemiş, aradaki ortaklıkların artık bitmiş olması sonucu selamını kesmiş ya da asla ortak bir noktada buluşamayacak duruma gelinmiş, bir fincan kahve hatrı bilmez kişileri ayıklıyorum…

Enerjinizi emen, pozitif enerji akımını kesen, sizi mutsuz eden her türlü eşyayı hiç düşünmeden kapının önüne koymak, tıpkı budanan bir ağacın çok daha gür yeşermesi gibi muhteşem bir güç getiriyor hayatınıza…

***

80’li yıllarda hayal meyal hatırladığım ve tüketim toplumu olmamızın önünü açan bir “eskileri atıııııııın” sözü vardı.

Evet eskileri atıyorum…Rahat ve bir o kadar da mutlu olarak geleceğe bakarak…

Az ve öz…

Sevgiler…